Öncelikle, Kuzgun Akademi araştırma ekibi ve yazarları olarak, alanımızla ilgili konularda sitemiz üzerinden yayınladığımız ve yayınlayacağımız makaleleri hazırlarken tamamen tarafsız olmaya, tarihi belgeler ve kaynaklardan yararlanırken de en doğru ve tutarlı bilgiye ulaşmaya dikkat ettiğimizi belirterek başlamak istiyorum yazıma.
Kılıç Kullanma Sanatı...
Yalnız Avrupa’da aynı köklerden gelen fakat yöntemlerinde ve kurallarında gösterdikleri farklılıkları ile birbirlerinden ayrılan onlarca Eskrim ekolü gelişmiştir. Bunların bir çoğu yaratıcısının ismi ile anılırken, birçoğu kullanılan silahın özelliğine veya kural sistemine göre isim bulmuştur. (Bu ekoller ve sistemler de yine ayrı başlıklar altında inceleyeceğimiz diğer konular arasındalar).
Örnekler;
Rapier Fencing / Meç Eskrimi : Rapier/Meç silahının çeşitlerinin kullanıldığı spor olarak değil savaş sanatı olarak teknik çalışması yapılan bir Eskrim çeşidi.

La Verdadera Destreza: “Gerçek Hüner” isim karşılığı olan İspanyol stili bir Klasik Eskrim ekolü.
Bir savaş silahı olmayan ucu çiçek şeklinde bir düğme ile kapatılarak zararsız hale getirilmiş, adını da bu uygulamadan almış olan Flöre/Fleur (fransızca çiçek); Rapier adlı dönemin saldırı ve savunma silahından daha kısa ve daha hafif olarak tasarlanmış, bıçak kısmına sert darbeleri emmesi için esneklik kazandırılmış keskin olmayan bir düello silahıydı. Dövüş; rakibe kesici veya delici sert ölümcül darbeler yapmaktan uzaklaştırmak için yalnızca hedefi bulduğunu belirten ‘Dürtüş’ ve düelloda kazananı net belirleyebilmek için de ‘Atak Üstünlüğü’ kurallarına uyularak yapılırdı. Bu kuralların yanısıra centilmence bir dövüş için yalnızca gövdeye yapılacak vuruşlar geçerli sayılmıştır. Bu silahın ve düello kurallarının ortaya çıktığı XVII.yy, bugünkü olimpik kılıç sporu Modern Eskrim’in gerçek tarihçesinin başlangıcıdır.
Fakat bu sporun, tanıtım metinlerinde veya ilgili makalelerde kurnazca hazırlanmış kelime oyunları kullanılarak tüm eskrim tarihini içine alan bir özgeçmiş sunulmaktadır. Bu ve benzeri yöntemler kullanılarak “Modern Eskrim”; ‘Kılıç kullanma sanatının bugünkü son noktası’, ‘Günümüzün tek kılıç sporu’ gibi kendinden emin ama temelsiz başlıklar altında, yalnızca bugün değil XVII.yyılda kuralları konduğu günden beri hiç olmadığı şekli ile “Kılıç Kullanma Sanatı”ymış gibi pazarlanmaktadır.
Olimpik yarışlarda başarı getiren tek bir sporcunun, antrenörüne, kulübüne ve bağlı olduğu federasyona hatırı sayılır kazançlar sağlayabildiği gözönüne alınırsa, federasyonların ve kulüplerin sporcu çekmek için böylesi oyunlara neden başvurduklarını anlamak zor olmaz. Bu makalede Eskrim hakkında en doğru bilgiyi sunmaya çalışırken, bugün olimpik anlamda yapılmakta olan kılıç sporu “Modern Eskrim”in asıl olarak Eskrim’in neresinde olduğunun ayrıntısına girip, bu spor ve Eskrim hakkında yerleşmiş bir çok yanlış fikri ortadan kaldırmaya da çalışacağım.
Rapier/Espada Ropera (Türkçede Meç) nasıl ortaya çıktı ?

Bu zırhlar geliştikçe karşı koymada kullanılan silahların kesme özelliği kullanılamaz hale geliyordu ve böylesi korunaklı bir askere zarar vermenin tek yolu, onun saldırı alanına girmeden dengesini yitirmesini sağlayacak mesafeli ve ağır olan ezici silahlar kullanmaktı . Bu ihtiyaç ile bugün yine bir çok filmden tanıdığımız iki elle kullanılan enli ve büyük kılıçlar ortaçağ dönemi avrupasında öne çıkmaya başladılar. Çoğu zaman bu kılıçlar keskin bile değildi. Bu silahı kullanan eğitimli asker hasmını öldürebilmek için silahın ağırlığını ve mesafesini kullanarak, eğitimini aldığı; silahla kitleme, yakın mücadele ve düşürme tekniklerinden yararlanıyordu.Bu kılıçlarla yapılan bir dövüş en fazla birkaç hamle sürüyor, saldırılar en fazla iki veya üç savunma pozisyonuyla sonuç buluyordu; hiçbir kılıç dövüşü bir sinema filmindeki gibi uzun ve çok hamleli olmuyordu. (Bu konulara eğitim ve teknik bilgi içeren makalelerimizde ayrıntılı bir şekilde değineceğiz. )
Silahların ve zırhların ağırlığından kaynaklı olarak asker çok çevik ve hızlı hareketlerde bulunamıyor birkaç ataktan sonra yakın müsabaka mutlaka öne çıkıyordu; dövüş hasımlardan birinin yere düşmesiyle sonuca ulaşıyordu. Bugün çift el kılıç (two handed sword) olarak tanıdığımız bu silahı kullanan ağır zırhlı askerlerin savaştaki konumları ise düşünülenin aksine diğer birliğin ağır zırhlı askerlerinin karşısında durmak değil ön saflardaki hafif zırhlı ve zayıf birimleri çökertmekti, ağır zırhlı usta bir asker sıradan 60-70 askeri rahatlıkla geçebilirdi. Bu nedenle çok değerliydiler . ( Ağır silahların ve zırhların ön planda olduğu bu dönemi ve ayrıntılarını ileride ayrı başlıklar altında inceleyeceğiz)
Zırhların ve silahların bu şekilde ağırlaşmasının savaş meydanındaki silah kullanım hızını ve çevikliğini oldukça etkilediği dönemde ispanyada ”Rapier/Espada Ropera” (Türkçeye “Meç” olarak girmiştir) adlı bir silah XV.yy sonlarında yaygınlaşmaya başladı. Bu silah çift el ile kontrol edilen kılıçların bıçak uzunluğuna sahipti fakat en kalınlığının oldukça daraltılmasıyla tek elle kullanılabilir bir hafifliğe ve yine bu incelmeyle oldukça sivri ve esnek bir uca sahip olmuştu.İlk bakışta cılız ve dengesiz görünen silahın bu farkları, ortaçağın o meşhur ağır kılıçlarının ve zırhlarının tarihe gömüleceği bir dönemin başladığının işaretiydi aslında.
Yeni çağın bu ince enli uzun kılıcının tek elle kullanılabilme özelliği, diğer tek elle kullanılan silahlara karşı tarihi standartlarda en az 10 cm, çift elle kullanlan silahlara karşı ise silah tutuş farkından kaynaklı olarak bir omuz ( bu, çift el kılıcı kullanan kişinin fiziki özelliklerine göre değişkendir. Yine de en az 10-15 cm gibi bir fark yaratmaktadır diyebilirim.) mesafe farkı kazandırmaktaydı; bu fark doğrudan bir batırıcı atakta rakibin silahını tehdit dışı bırakarak öldürücü darbeyi yapmak için yeterliydi. Silah; inceliği, ucunun sivriliği ve esnekliği sayesinde ağır bir zırh üzerinde en küçük açıklardan içeri girip hedefi bulabiliyordu. Ağır zırhlı bir askerin rahat hareket edebilmesi için; koltuk altı, dirsek içi, kasık ve boyun altı bölgeleri sert korumalar veya sık örgülü örme zırhlarla korunamıyor her zaman batırıcı bir hamle için zayıf kalıyordu.
Tarihin efsanevi büyük kılıçlarına nazaran bu silahı kullanan asker rakibin silahıyla çarpışmaktan sakınır, hızlı ve çevik hareketler ile rakibinin mesafesine girer bu zayıf bölgelere öldürücü darbeyi yapıp tekrar mesafe kazanmak için geri çekilirdi. Bu yöntem hızlı kaçışlar için ayak oyunlarını ve mükemmel bir hamle için sıkı hedef çalışmasını gerektiriyordu kısa zamanda diğer avrupa ülkelerine de yayılan silahın eğitimi ve kullanım yöntemlerine yönelik okullar açıldı. Ve her kültür kendinden birşeyler katarak farklı ekoller yarattı. ( Bu konunun ayrıntılarına da ileride değineceğim)
Ve Modern Eskrim doğuyor...
Bu ince ve zarif kılıç, hafifliği ve estetiği sayesinde şehirde de rahatlıkla taşınan bir silah oldu. Bir çok soylu dönemin en iyi eskrim hocalarından dersler alıyor sonra da bu hünerlerini buldukları ilk fırsatta çevrelerine göstermeye çalışıyorlardı, kılıç şehirde şık üniformaların altında parlayan bir güç sembolü olmaya başlamıştı. Bir süre sonra sokaklarda yaşanan en basit tartışmanın bile kılıçla yapılan bir düelloyla bitmesi ve Fransa'da XVII-XVIIII. yüzyılları arasında 8000’e yakın soylunun duelloda can vermesi üzerine “Flöre/Fleur” adlı zararsız bir silah tasarlandı ve centilmence bir dövüş yapılması için kurallar belirlendi.
Bir savaş silahı olmayan ucu çiçek şeklinde bir düğme ile kapatılarak zararsız hale getirilmiş, adını da bu uygulamadan almış olan Flöre/Fleur (fransızca çiçek), “Rapier”e benzer bir şekilde fakat daha kısa ve daha hafif olarak tasarlanmıştı, bıçak kısmına sert darbeleri emmesi için daha fazla esneklik kazandırılmıştı ve keskin değildi. Taraflar korumasız olduğundan hamleler son derece dikkatli yapılıyordu.![]()
Maske koruma yeleği ve eldiven XVIII.yy'ın sonlarında ortaya çıktı. Dövüşün centilmence olması, kazananın net bir şekilde belirlenebilmesi ve tarafların ölümcül zararlar almaması için duellolarda belirlenen temel kurallar şunlardı ;
- - rakibe kesici veya delici sert ölümcül darbeler yapılabilmesini engellemek için “Flöre” kullanılıyor. ve yalnızca hedefi bulduğunu belirten bir ‘Dürtüş’ hamlesi ile sonuca ulaşılıyordu.
- - Düelloda kazananı net belirleyebilmek için ‘Atak Üstünlüğü’ kuralı kondu .Bu kural tarafların birbirlerine aynı anda hamle yapmaları durumunda sonucun anlaşılamayacağından kaynaklı oluşacak haksızlığı engellemek ve beraberlik gibi bir durumu ortadan kaldırmak için konmuştu.



